Anasayfa / Genel / SAÜ’NÜN ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİ

SAÜ’NÜN ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİ

Eğitim amacıyla kendi ülkelerinden başka bir ülkeye seyahat eden kişiler, uluslararası öğrenciler olarak adlandırılmaktadır.  Yaklaşık seksen bin öğrencinin eğitim gördüğü Sakarya Üniversitesi aynı zamanda dünyanın dört bir tarafından gelen 2500 uluslararası öğrenciye de ev sahipliği yapmaktadır. Üniversitenin kültürel ve akademik zenginliğine katkı sağlayan uluslararası öğrencilere Türkiye’ye geliş hikâyelerini, yaşadıkları zorlukları ve Sakarya Üniversitesi’yle ilgili düşüncelerini sorduk. Bakın neler anlattılar….


Mahmud Sank DialloMahmud Sank Diallo (Gine)

Ben, Siyasal Bilgiler ve Kamu Yönetimi 2. Sınıf öğrencisiyim. Buraya gelmeden önce Türkiye’nin ismini çok az duymuştum. Biz o zamanlar çocuktuk. Sokaklarda top oynarken 2002 Dünya Kupası’ndan Hasan Şaş ve Hakan Şükür gibi futbolcularla kendimizi isimlendirir ya da onların adıyla birbirimizi överdik. Lisede de uluslararası tarihin içinde Osmanlı tarihinden biraz bahsediliyor ama çok kısa. Türkiye’yi oradan biliyorum az çok. Hukuk Fakültesi son sınıfta okurken bir arkadaşım Türkiye’deki burslardan bahsetti. Üniversitedeki panolara afişler asılmıştı. Arkadaşım ısrar edince şansımı denemek istedim. Anneme danıştım, “Benim tek istediğim seni Paris’e gönderebilmek” dedi. Sömürge bir toplum olduğumuz için ülkemizde genelde insanlar ya Avrupa ülkelerinden birine ya da Amerika’ya gitmek isterler. Mesela benim Paris’te kuzenlerim ve amcalarım var. Amerika’da da okumaya giden arkadaşlarım var ama ben o zamana kadar hiç düşünmemiştim. Sadece bir an önce mezun olmayı ve Gine’de hemen işe başlamayı istiyordum. Babama söyledim, o biraz daha anlayışla karşıladı “Çocuk değilsin, sen bilirsin” dedi. Anneme söylemeden başvuruları yaptım. Yakın çevremde Türkiye’de okuyup da geri dönen hiç kimse yoktu. Benim için değişik bir ülke, başka bir kültür, yeni bir şey olsun istedim. Annem çok ters karşıladı, bizim geleneklerimize göre anneyle konuşmamız lazım, onun gönlünü almamız gerekiyor. Babam ve arkadaşlarım da araya girdiler.  Sonradan kabul etti. Böyle geldim Türkiye’ye. En büyük sıkıntıyı ilk Türkçe öğrenmeye başladığımda yaşadım, gerçekten çok zorlandım. Hatta geri döneyim diye düşündüm. Ama bir şekilde üstesinden geliyorsunuz. Sonrasında yüksek lisans yapmayı istiyorum, belki Türkiye’de belki başka bir ülkede olur ama kesinlikle ülkeme dönmeyi düşünüyorum. Çünkü bizim ülkemiz gelişmemiş bir ülke olduğu için, yönetim açısından olsun, diplomasi açısından olsun ya da başka alanlarda olsun çok açığımız var. Bu açıkları kapatabilmek için daha çok çalışmamız lazım. Ben burada aldığım bilgilerle kendi toplumuma hizmet etmek istiyorum.

Bence Sakarya Üniversitesi en iyi üniversiteler arasında. Üniversitenin web sayfasında, aldığı ödüller, birincilikler sürekli yayınlanıyor zaten. Aslında globalleşen bir dünyada, globalizasyon yaşadığımız bir çağın içerisindeyiz. Burada verilen eğitim programı neyse, Avrupa’da da aynı program veriliyor Amerika’da da aynı program veriliyor. Sakarya Üniversitesi’nin eğitim açısından çok kaliteli olduğunu söyleyebilirim hem dünya genelinde hem de Türkiye içerisinde.  Bu konuda gerçekten Rektörümüze teşekkür ediyorum.

Fraidun Anig

Fraidun Anig(Afganistan)

Ben Halkla ilişkiler ve Tanıtım Bölümü’nde yüksek lisans yapıyorum. Türkiye’yi daha öncesinden buraya okumaya gelen arkadaşlardan biliyordum. Bazen de dizilerden görüyordum. Bizim ülkemizde Türkiye, Türklerin en güçlü ülkesi olarak tanınıyor. Başka Türk memleketler de var ama en güçlüsü Türkiye diye biliyoruz. Gelip burada yaşadıktan sonra ki izlenimimde gerçekten de öyle olduğu yönünde… Başvurularımı arkadaşlarımın yönlendirmesiyle yaptım. Önce Kocaeli Üniversitesi’ni kazandım ama istediğim bölüm değildi. Sonra değiştirdim üniversiteyi. Kısmetmiş buraya geldik. Ancak sanıyorum burada herkesin yaşadığı en büyük zorluk, ev ya da yurt sıkıntısıdır. Burslular değil de özel gelenler bu zorlukla daha çok karşılaşıyorlar. Çoğunlukla bekâra ve yabancıya ev vermedikleri için zor durumda kalıyoruz. İkincisi de yurtlar da yer olmaması. Yine de bir dönem geçtikten sonra bu sıkıntılar aşılıyor. Arkadaşlarımın yaşamış oldukları komik bir anıyı paylaşmak istiyorum. KYK’da (Kredi ve Yurtlar Kurumu) oda kapıları kartla açılıyor. Bu kart aynı zamanda elektrik ve ışıkları açıyor. Arkadaşlarım ilk geldiklerinde, oda kartını vermişler ama nasıl kullanıldığını hiç kimse göstermemiş. Onlar da kapıyı açmışlar, kartla içeri girmişler. Bir iki gün sonra başka bir arkadaşları ziyaretlerine gelmiş, hava kararmaya başlayınca ışığı açmalarını söylemiş. Onlar da “Elektrik yok, bizim Afganistan’da da elektriğimiz yoktu zaten, burada da yok” demişler. Misafir olan arkadaş gitmiş bakmış kart olması gereken yerde değil. “Kartı ne yaptınız, kartı koymadan nasıl açılacak bu ışıklar?” diye sormuş. Kart içlerinden birisinin cebinden çıkmış.

Sakarya Üniversitesi’nin çok iyi bir kütüphanesi var,  istediğimiz kitapları bulabiliyoruz. Kampüs çok güzel. Arkadaşımın da dediği gibi Rektörümüz Prof. Dr. Muzaffer Elmas’a çok teşekkür ediyorum. İkinci olarakta İletişim Fakültesi dekanı Prof. Dr. Aytekin İşman Hocamıza teşekkür ediyorum. Hiçbir zaman bana yabancılık hissini vermediler, her zaman iyi karşıladılar. İşleri çok olsa da ne zaman gelsem bana yardımcı olmaya çalıştılar. Ancak bizim ülkemizde de yetişmiş insana çok ihtiyaç var. Biz aldığımız bilgilerle milletimizi yetiştirmezsek, herkes kendini düşünüp kendi rahatlığına bakarsa ülkemiz aynı yerde kalacaktır. Onun için ben ve benim gibi insanlar okuyup Afganistan’a geri dönmeli ve ülkemizi kendi ayakları üzerine kaldırmalıdır diye düşünüyorum.    
sUmeyme Caber

(Suriye)

Ben Gıda Mühendisliği 1.sınıf öğrencisiyim. Üniversite eğitimim için Türkiye’ye gelme hayalini aslında liseden beri kuruyordum. Savaş başlayınca Suriye’de okumak çok zor ve tehlikeli oldu. Ben abimle birlikte buraya kaçak geldim. Babam gönderdi bizi. Biz geldikten sonra da tutuklandı, orada kaldı. İlk geldiğim sene yetişemedim başvurulara, para kazanmak için çalışmaya başladım. Aynı zamanda TÖMER okudum. Sonrasında Sakarya Üniversitesi’nde burslu olarak Gıda Mühendisliği bölümünü kazandım. Türkiye bir Arap ülkesi değil ama savaş başladıktan sonra Arap ülkeleri kapılarını açmadılar bize, Türkiye kapısını açtı. Bu yüzden Türkiye çok güçlü ve başarılı bir ülke. Okulum bittikten sonra Türkiye’de çalışmak istiyorum.


Alaa AljoulajiAlaa Aljoulaji

(Suriye)

Ben Suriye’de liseyi bitirmiştim. Savaş başlayınca ailemle birlikte Türkiye’ye geldim. Türkiye’ye geldikten sonra Hatay’da TÖMER’e gittim. Türkiye burslarına başvuru yaptım ve Allah’a şükür Sakarya Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nü kazandım. Burslu da olsak tüm yabancı öğrencilerle benzer sıkıntıları yaşıyoruz bizde.  Örneğin KYK’da  aynı odada 22 kişi kalıyoruz. Bu problem halledilecek inşallah. Ancak yabancı bir ülkeye giden tüm öğrenciler illa ki zorluklarla karşılaşacaklar. Sadece biraz sabırlı ve güçlü olmaları gerekiyor.  Zorluklar zamanla aşılacaktır. Benim ailem Türkiye’de Hatay’da yaşıyor o yüzden okulumu tamamladıktan sonra Türkiye’de kalmak istiyorum ben de.

Eziz Muhammet MamedovEziz Muhammet Mamedov (Türkmenistan)

Ben Tarih Bölümü öğrencisiyim. Ülkemde lise son sınıftayken üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlamıştım. Üniversiteyi Türkmenistan’da okumayı düşünüyordum. Tam o sıralarda eve Türk kanalları açtırdık. 1,5 – 2 ay içerisinde Türkçeyi öğrendim. Çok kolay geldi bana. Türkçeyle Türkmence birbirine çok yakın değil aslında ama kısa sürede öğrenilebilir. Aileme Türkmenistan’da değil de Türkiye’de okumak istediğimi söyledim. Evin tek erkek çocuğu olduğum için ilk başta göndermek istemediler. Benden önce Türkiye’de okumaya hak kazanan arkadaşlarım vardı. Türkiye’nin birçok farklı şehrinde üniversite eğitimi görüyorlardı. Onlarla internetten haberleşiyorduk ve bana fotoğraflar gönderiyorlardı. Ben de “Bak, çok iyiymiş” diye anneme gösteriyordum. Sonunda ikna oldu ve “Neyse o zaman, bir sınava gir istersen” dedi. Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü’nü kazandım. Zaten tarih okumak istiyordum. O yüzden çok sevinmiştim ve heyecanlanmıştım. Gerek eğitim açısından gerek sosyal imkânlar açısından memnunum. Sadece filmlerde üniversitedeki derslerin amfilerde yapıldığını görüyoruz.  Burada öyle olmadığını görünce hem şaşırmış hem de üzülmüştüm ilk geldiğimde. Hiç bilmediğiniz bir ülkeye geldiğinizde ister istemez bazı zorluklar yaşıyorsunuz. Bunların başında da dille ilgili sorunlar geliyor. Örneğin bizde, Türkmencede “düşmek” kelimesi “inebilir miyim, ineceğim” demek oluyor. Buraya ilk geldiğim zamanlardı. Çarşı’da bir arkadaşımla buluşacaktım. Fen-Edebiyat durağından minibüse bindim. Şoförün de yanında oturuyordum. İneceğim yere geldiğimde “Abi düşebilir miyim?” dedim. Şöyle yüzüme bir tuhaf baktı, “Efendim?” dedi. Ben de tekrar “Abi, düşebilir miyim” dedim.  Sonra yüzüme baktı, “Sen yabancı mısın? diye sordu. “Evet” dedim. “Tamam” dedi. “Düşmek biraz yanlış oluyor. Sen inebilir miyim dersen en doğrusu olur” dedi. Gülümsedim ben de “Tamam Abi” dedim. Türkiye’yi çok seviyorum ancak ailem orada olduğu için sonrasında dönmeyi düşünüyorum.

20151102_133510_Richtone(HDR)Yuliia Khadzhyluiti Hadjunitu  

(Ukrayna)

Ben Turizm İşletmeciliği 1.sınıf öğrencisiyim. Yeni geldim Türkiye’ye. Ukraynalıyım ama aslında Gagavuz Türküyüm. Dillerimiz benziyor birbirine ama yine de Türkiye’ye geldikten sonra benim için daha zor olacağını sanmıştım insanlarla konuşmanın, çok korkuyordum ama insanlar yardım ediyorlar, o yüzden zorlanmıyorum. İnternet üzerinden Türkiye burslarına başvuru yaparak geldim Sakarya Üniversitesi’ne. Buranın kampüsü çok güzel, çok beğendim. Eğitim çok iyi, hocalar çok yardımcı oluyor her konuda. Ayrıca öğrencilere eğitim öğretim açısından çok fırsatlar sunuluyor. Ukrayna’da böyle değil, üniversiteler var ama imkanları çok az. Burada herşey öğrenciler için yapılıyor. Mezun olduktan sonra Türkiye’de kalıp Turizm alanında çalışmak istiyorum.

222222Züleyha Sultanova

(Ukrayna)

Ben Okul Öncesi Öğretmenliği’nde okuyorum. Bu bölümü seçtim çünkü benim ailemde herkes öğretmen. Ben Ahıska Türküyüm. Türkiye’de okumak bizim köyümüzde çok popüler. Benden önce de çok kimse geldi buraya. Akrabalarımdan da burada okuyanlar var. Ailem bana “sen de git, Türkiye’de oku” dediler. O şekilde geldim. İlk başlarda çok zorlandım uyum sağlamak konusunda. Ukrayna’dan arkadaşlarım var Sakarya Üniversitesi’nde okuyan, onlar çok yardımcı oldular. Burası çok geniş, büyük ve güzel bir üniversite.  Ama ailem orada olduğu için okulu bitirdikten sonra Ukrayna’ya geri dönmek istiyorum.

 

Zhyldyz Karypbaeva (Kırgızistan)DSC_1333

İktisat bölümü 3. sınıfta okuyorum. Çok isteyerek geldim bu bölüme. Biz üniversiteye hazırlanmaya 11. sınıfta başlıyoruz. Ben zaten Türkiye’ye gelmek istiyordum üniversite eğitimim için. O yüzden öncesinde kurslara gidip Türkçe öğrenmiştim. Kırgızca ve Türkçe birbirine yakın diller. O yüzden çok zor olmadı öğrenmek.  Türkiye’ye gelen arkadaşlarım ve akrabalarım çok güzel bahsediyorlardı buradan dolayısıyla zaten Türkiye’yle ilgili kafamda bir fikir vardı gelmeden önce.  Biz iki kız kardeşiz ben küçük olanıyım. Babam önce karşıydı gelmeme ama annem babamı ikna etti. Sakarya Üniversitesi çok güzel bir üniversite. Eğitimi bence diğer üniversitelerden çok daha iyi. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde isim yapmış bazı üniversitelere, Farabi değişim programı kapsamında giden arkadaşlarım var. Onlar kıyaslama olanağı bulabildikleri için burasının eğitim açısından daha kaliteli olduğunu söylüyorlar. Mesela Sakarya Üniversitesi’nden hocaların yazmış oldukları kitapları çalışıyorlarmış orada. Coğrafi olarak da çok güzel bir yerde Sakarya Üniversitesi çünkü hem İstanbul’a hem de Ankara’ya yakın. Kampüs çok büyük ve doğal çevresi çok güzel. Kültürel anlamda bize yakın bir kültürde Türkiye, Müslüman bir ülke. O yüzden çok yabancılık çekmedim. Sadece, biz de yeni yıl çok güzel geçiyor; noel ağacı süsleniyor, aileler bir araya toplanıyor, sofralar hazırlanıyor, havai fişekler atılıyor. Burada öyle değil, o yüzden ilk sene üzülmüştüm biraz. Dördüncü sınıfı tamamladıktan sonra Türkiye’de ya da başka bir ülkede yüksek lisans yapmak veya olmazsa biraz iş tecrübesi kazanmak, sonrasında ülkeme dönmek istiyorum. Kendimi ne kadar geliştirerek ülkeme gidersem o kadar çok kariyer imkanım olur diye düşünüyorum. Çünkü bizim ülkemizde işsizlik çok ama kendi alanınızla ilgili uzmanlaşabilirseniz iş bulabiliyorsunuz.

Yrd. Doç. Dr. Nuray YILMAZ SERT

İletişim Fakültesi İletişim Tasarımı ve Medya Bölümü

 

 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*